Ebedi hayata intikal edişinin 50. Ölüm yıldönümünde Muhammed Zühdü(KS) Efendi…
Hayatını ilim ve irşad ile geçirmiş bir gönül insanıydı O… Yunt dağına hizmet etmiş, çevresine irfan ve ahlak saçmış örnek insandı… Gülen yüzü ve hoşgörüsü ile kalpleri fethetmişti. Muhammed idi unvanında. Zühdü idi dünyasında. Gönlü de Hakkın rızasında olan bu zat Muhammed Zühdü(KS) Efendi idi.
Muhammed Zühdü(KS) Efendi; mânevî ilmini Seydişehir’li HacıAbdullah Efendi’nin halîfesi Akhisar’lı Abdülcelil Efendi’den aldı. Abdülcelil Efendi’nin çok sevgili halifelerinden olan Muhammed Zühdü Efendi insanlarıirşâd etmek için kendisine irşâd vazîfesi verilince rahat yatak yüzü görmemiştir. Bir seccâdenin üzerinde ömür sürmüştür.
14-20 Nisan tarihleri içerisinde idrak edeceğimiz Kutlu Doğum Haftasının, bütün Müslümanlara huzur getirmesini, insanlığın içine düştüğü sıkıntıların aşılmasına, kardeşlik bağlarımızın güçlenmesine ve yeni rahmet kapılarının açılmasına vesile olmasını Cenâb-ı Allah’tan niyaz ediyoruz.
KERMESE DAVET
20-25 MART MESİR HAFTASI
etkinliklerinde fuar alanında Derneğimiz adına Kermes Standı açılacaktır.
Tüm üyelerimiz ve gönüllülerin bu hayır işinde yarışacağına inanıyor, etkinliklerimize tüm Manisalıları davet ediyoruz.
Kandil Mesajı;
Mevlit Kandili, Kur’an-ı Kerimde ‘’Âlemlere rahmet olarak gönderildiği’’(Enbiya,107) beyan buyrulan Hz. Muhammed(SAV) ‘in doğumuyla varlık âlemini şereflendirdiği çok müstesna bir gecedir.
Peygamberimiz Mekke şehrinde M.571 yılı rastlayan Rebiyyülevvel ayının 12. günü (Pazartesi günü) sabaha doğru doğmuş, böylece dünya asırlardır beklediği kurtarıcısına kavuşmuştur.
"Biz sana apaçık bir fetih ve zafer sağladık. (el-Feth)
Rasûlüllah (s.a.s.), Mekke'ye girmeden önce, "Zî Tuvâ" denilen yerde durdu. Ordusunu dört kısma ayırıp her birinin gireceği yerleri tâyin etti. "Sakın savaşa girmeyin, saldırıya uğrayıp mecbûr kalmadıkça kan dökmeyin..." diye tenbihte bulundu.
Sekiz yıl önce, yurdundan üç kişilik bir kafile ile nasıl ayrılmıştı, şimdi nasıl bir ihtişâmla dönüyordu. Rasûlüllah (s.a.s.) devesinin üstünde bütün bunları düşünüyor, mağrûr bir fâtih gibi değil, son derece mütevâzi bir halde, başı secde eder gibi, devenin boynuna yapışmış, tesbih, tehlil ve duâ ile, Cenâb-ı Hakk'ın sonsuz lütuflarına şükrederek ilerliyordu.