“Kendisine âyetlerinden bir kısmını göstermek üzere kulu Muhammed’i bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiği Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah’ın şanı ne yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir”[1].
Miraç; yükselme, yücelme, yukarı çıkma demektir.(2) İsra ve Miraç, hicretden bir buçuk yıl kadar önce vuku bulmuştur. Peygamberimiz(sas), bir gece Kabe’nin çevresinde iken Cebrail(as) gelmiş, O’nu Burak adlı –bizce mahiyeti bilinmeyen- bir vasıtaya bindirerek önce Kudüs’deki Mescid-i Aksa’ya götürmüş, oradan da göklere yükseltmiş, ‘Sidretü’l- Münteha’ denilen en üst makama ulaştırmıştır. Hz. Peygamber(sas) bu makamı da geçerek Cenab-ı Hakkın huzuruna ermiştir.
Mübarek aylar içerisinde öyle feyizli ve bereketli geceler vardır ki, Yüce Allah’ın rahmet ve mağfireti, bu gecelerde mü’minler üzerine yağmur gibi yağar.
Dinî hayatımızda "Üç Aylar'' olarak bilinen feyizli ve bereketli maneviyat mevsimine bir defa daha girmek üzereyiz.
23 Ocak 2023 Pazartesi günü Üç Ayların ilki olan Recep Ayının birinci günü, bu ayın ilk Cuma gecesi olan 23 Ocak 2023 PERŞEMBE akşamı da "Regaib Kandili'' dir.
Milâdî takvime göre bir yılın daha sonuna geldik. Maddî ve manevi kazanç, ya da kayıplarla dolu olan koskoca bir yıl daha ömür takviminden yaprak yaprak kopup hızla uçup gitti. Bizler ömür ağacımızdan kopup giden bu yaprakların (koskoca bir yılın) muhasebesini yapmalıyız.,Biz Mü’minler olarak; yılın başının- yılın sonunun diğer normal günler geceler gibi hiçbir farkı olmadığını bilelim. Geçmişimizi yaptıklarımızı düşünerek muhasebe edelim. Ben kendime, vatanıma, milletime ve tüm insanlığa hayırlar getirecek neler yaptım, eksik taraflarım zayıf yönlerim neler, kendimi nasıl şekillendireyim ki önümüzdeki günlerde hayra dönük (Mevlâ Rızası için) neler yapabilirim diyelim. Muhakkak ki hayır bundadır.
Şu veciz sözleri aklımızdan her daim çıkarmayalım;
Bir mevsim mîsâli gelen gidiyor,
Ömür ağacını zaman buduyor,
Ecel peşimizden bizi güdüyor,
Ecelin hakkından geleni göster.
Âşık büyük ümitle ve hasretle maşukuna kavuşacağı anı sabırsızlıkla bekler. Bu onun için sevdiğinde yok olma anı ve yepyeni bir başlangıç noktasıdır. Hayatın bambaşka bir anlam kazanmasıdır. İşte Mevlânâ Celalettin’i Rumi Hazretleri için bundan 749 sene evvel böylesine büyük bir buluşma gerçekleşiverdi.
Hz. Mevlânâ, 17 Aralık 1273 tarihinde sevdiğine kavuşmuştu. Öyle bir kavuşma ki büyük mutasavvıf bu buluşmayı “Şeb-i Arus” yani düğün gecesi olarak tanımlıyordu. Öylesine bir sevgiliydi ki O, Alemlerin Rabbi olan Hz. Allah’dı. Mevlânâ’nın düşüncesinde, “Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştu.”
İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Ben Resûlullah aleyhissâlatu vesselâm'ın terkisinde idim. Bana şu nasihatta bulundu: "Yavrum! Allah'a karşı (emir ve yasaklarına uyarak edebini) koru, Allah da seni (dünya ve âhirette) korusun! Allah'ı(n üzerindeki hukukunu) koru ki O'nu karşında (dünya ve âhiretin fenalıklarına karşı hâmi) bulasın -veya önünde demişti: Bollukta Allah'ı tanı ki, darlıkta da O, seni tanısın. (Dünya ve âhiretle ilgili) bir şey isteyince Allah'tan iste. Yardım talep edeceksen Allah'tan yardım dile. Zira kullar, Allah'ın yazmadığı bir hususta sana faydalı olmak için biraraya gelseler, bu faydayı yapmaya muktedir olamazlar. Allah'ın yazmadığı bir zararı sana vermek için biraraya gelseler, buna da muktedir olamazlar. Kalemlerin mürekkebi kurudu ve sayfalar dürüldü. Sen, yakînî bir imanla, tam bir rıza ile Allah için çalışmaya muktedir olabilirsen çalış; şayet buna muktedir olamazsan, hoşuna gitmeyen şeyde, sabırda çok hayır var. Şunu da bil ki Nusret(i ilahi) sabırla birlikte gelir, kurt